Saturday, February 20, 2010

Lautréamont




Sizin az sonra dinleyeceğiniz soğuk ve ağırbaşlı şiiri, hiç heyecana kapılmadan, haykırarak okumayı düşünüyorum. Size gelince, içeriğine dikkat edin, ve karışık imgeleminizde, bir yüzkarası gibi, dayanılmaz bir izlenim bırakmasına karşı sakının kendinizi. Ölmek üzere olduğumu sanmayın sakın, çünkü iskeletleşmedim henüz, ve yaşlılık sıvanmadı alnıma. Can vermekte olan kuğu ile beni karşılaştırma düşüncesini bir yana bırakalım, ve karşınızda, yüzünü görmediğiniz için mutlu olduğum bir canavar bulunduğunu bilin; ama, bu yüzün ürkünçlüğü ruhunun yanında hiç kalır. Bir cani değilim bununla birlikte... Üzerinde fazla durmayalım bu konunun. Çok olmadı, tekrar gördüm denizi ve gemilerin güvertesini çiğnedim, ve anılarım bunlar, daha dün yaşanmış gibi diri ve sıcak. Bununla birlikte, size sunduğum için daha şimdiden pişmanlık duyduğum bu şiir karşısında, başarabilirseniz eğer, benim gibi sakin kalın, ve insan yüreğinin ne olduğunu düşünerek yüzünüz kızarmasın.

Ey ahtapot, ipek bakışlı! sen, ruhu benim ruhumdan ayrılmaz olan; sen yeryüzü küresinin en güzel yaratığı; sen, dört yüz vantuzlu bir sarayın padişahı; sen, açık yürekli, uysal erdemin ve tanrısal iyiliklerin oybirliğiyle ve dile sığmaz bir bağla, kendi doğal yurtlarındaymışçasına, soylu bir şekilde yurtlandıkları sen, neden benimle birlikte değilsin, senin civa karnın benim alüminyum bağrıma dayanmış, ikimiz kıyının kayalıkları üzerinde, seyretmek için taptığım bu manzarayı! Billur dalgalı yaşlı okyanus, muçoların yaralı sırtında görülen mor izlere benziyorsun biraz; yeryüzünün vücuduna dövülmüş uçsuz bucaksız bir mavisin sen; seviyorum bu karşılaştırmayı. Senin, ilk görüşte, tatlı melteminin mırıltısıymış gibi gelen uzun bir keder esintisi, silinmez izler bırakarak geçer derinlerinden sarsılmış ruhunun üzerinden, ve farkına varmadan sana vurulanların anısını hatırlarsın, ve insanın, yakasını bir daha bırakmayan acıyla tanıştığı o ilk zor yılları. Selamlıyorum seni, yaşlı okyanus! Yaşlı okyanus, geometrinin katı yüzünü şenlendiren uyumlu küresel biçimin, nasıl da insanın, küçüklükleriyle yabandomuzunun, kusursuz yuvarlaklıklarıyla da gece kuşlarının gözlerine benzeyen küçük gözlerini anımsatır bana. Bununla birlikte, çağlar boyu hep kendi güzelliğine inandı insan. Ben, özsaygı yüzünden kendi güzelliğine inandığını sanıyordum biraz; ama gerçekten güzel değildir insan ve kuşku duyar bundan; çünkü neden benzeşinin yüzüne bunca tiksinmeyle baksın? Selamlıyorum seni, yaşlı okyanus! Yaşlı okyanus, özdeşliğin simgesisin sen: Hep kendine eşit. Özde hiç değişmezsin, ve, dalgaların bir yerde kudurmuşsa, daha uzakta, bir başka yerde, tam bir dinginlik içindedir. Sokakta birbirinin boğazını parçalayan iki buldog köpeğini seyretmek için duran, ama bir cenaze geçerken durmayan; sabahları cana yakın, akşamları mendeburun teki olan; bugün gülüp yarın ağlayan insan gibi değilsin sen. Selamlıyorum seni, yaşlı okyanus! Yaşlı okyanus, beslediğin türlü soydan balıklar arasında kardeşlik bağı yok. Hepsinin ayrı ayrı olan huyu ve yapısı, başlangıçta bir düzgüsüzlük gibi gelen durumu yeterince açıklıyor. Mazereti aynı olmayan insanın da durumu böyle. Bir toprak parçasını ele geçirmiş olan otuz milyon insan, sınırdaş bir toprak parçasına kök salarak yerleşmiş komşularının yaşamına karışmamak zorunda olduğuna inanır. Büyükten küçüğe, her insan kendi ininde bir yabanıl gibi yaşar, ve kendisi gibi kendi inine çökmüş olan türdeşini ziyaret etmek için pek ender çıkar buradan. Evrensel büyük insan ailesi, beş paralık bir mantığa yaraşan düşten başka birşey değildir. Ayrıca, senin verimli memelerinin görünümünden nankörlük kavramı yayılır; çünkü, iğrenç birleşmelerinin ürününü ortalığa bırakarak Yaratıcı’ya karşı oldukça nankör davranan sayısız ana babaları düşündürürler. Selamlıyorum seni, yaşlı okyanus! ...

Yaşlı okyanus, ey büyük bekar, soğuk krallıklarının görkemli yalnızlığını bir baştan bir başa dolaşırken, doğuştan gelen görkeminle haklı olarak gururlanırsın, ve ben de sana gerçek övgüler sunmak için can atarım. Yüce gücün sana bağışladığı özelliklerden en büyüğü olan görkemli yavaşlığının nemli kokusuyla keyifle salınarak, kara bir gizemin ortasında, benzersiz dalgalarını baştanbaşa o yüce yüzeyine yayarsın, sonsuz gücünün verdiği o dinginlik duygusuyla. Küçük küçük aralarla, birbirlerini izlerler. Biri biraz alçalacak olsa, bizde her şeyin köpükten yaratıldığı izlenımını uyandırmak için dağılan köpüğün üzünçlü sesinin eşliğinde, bir başkası hemen onun yerini alır (İnsanoğulları da böyle, bu canlı dalgalar da birbirleri ardınca, tekdüze, ölürler; ama köpüğün ezgili sesini bırakmadan). Göçebe kuş güven içinde dinlenir üzerlerinde, ve onların mağrur bir incelikle dolu devinimlerine bırakır kendini, kanatlarının kemikleri gökyüzü hac yolculuğunu sürdürebilmek için gerekli olan o her zamanki gücüne tekrar kavuşuncaya kadar. Yalnızca senin somut yansıman olmasını isterdim yüce insanın. Çok şey istiyorum, ve bu içten dilek bir övgü senin için. Sonsuzun simgesi olan tinsel büyüklüğün, uçsuz bucaksızdır filozofun düşüncesi gibi, kadının sevgisi gibi, kuşun kutsal güzelliği gibi, şairin içe dönüşü gibi. Geceden de güzelsin sen.

Kardeşim olmak ister misin, söyle bana, okyanus? Coşkuyla kımılda... biraz... biraz daha, seni Tanrı’nın öcüyle karşılaştırmamı istiyorsan eğer; uzat kurşuni mor tırnaklarını, kendi bağrında bir yol açarak kendine... Güzel. Haydi yay korkunç dalgalarını, yalnız benim anladığım ve saygıyla önünde yere kapandığım çirkin okyanus. İğretidir insanın yüceliği; zorla kabul ettiremez kendini bana. Ama sen, evet. Ah! bir saray gibi giz dolu kıvrımlarının içinde, sen büyücü ve acımasız, kim olduğunu bilmenin bilinciyle dalgalarını birbiri ardınca salarak yüksek ve korkunç sırtınla ilerlediğin, benim bulgulayamadığım bir yoğun acıyla bunalmış bir durumda, insanların o çok korktukları boğuk ve sonsuz uğultunu göğsünün derinliklerinden koyverdiğin, kıyıda güvenlik içinde bile seni titreyerek seyrettikleri sırada, sana eşit olduğumu ileri sürecek bir düzeyde bulunmadığımı anlıyorum. Bu nedenle, üstünlüğünün karşısında, senin yanında en alaylı karşıtlığı, dünyada eşi benzeri görülmemiş en gülünç zıtlığı oluşturan benzeşlerimi bana acı acı düşündürmeseydin bütün sevgimi (güzele olan özlemlerimin kapsadığı sevginin niceliğini kimse bilemez) sana verirdim; sevemem seni, nefret ediyorum senden. Cayır cayır yanan alnımı okşamak için açılan ve dokunur dokunmaz ateşini alan o dost kollarına bininci kez neden geri dönüyorum? Bilmiyorum gizli yazgını; ilgimi çekiyor seninle ilgili ne varsa. İblis’in barınağı mısın değil misin, haydi söyle bana? Söyle bana... söyle bana, okyanus (henüz senin gözbağcılıklarından haberleri olmayanları üzmemek için yalnızca bana), bulutlara değen tuzlu sularını ayaklandıran fırtınaları İblis’in soluğu mu çıkartıyor? Söylemelisin bana, çünkü sevindirecek beni, insanın cehenneme bu kadar yakın olduğunu bilmek. İstiyorum ki bu benim yakarışımın son dizesi olsun. Öyleyse, bir kez daha, seni selamlamak ve seninle vedalaşmak istiyorum! Billur dalgalı okyanus... Gözlerime sel gibi yaşlar doluyor ve sürdürecek gücüm yok; çünkü, hödük görünüşlü insanların arasına dönme zamanının geldiğini duyumsuyorum; ama... cesaret! Büyük bir çaba gösterelim, ve görev duygusuyla, bu dünyadaki yazgımızı gerçekleştirelim. Selamlıyorum seni, yaşlı okyanus!

Comte de Lautréamont

Sunday, January 17, 2010

Katlanabilir Dis Fırçasının Yolculugu



Bir gün bir dis fırçası ; dört kisilik ailesinin yanında mutlu huzurlu hayatını sürdürürken kendini bos bir bardakta bulmus. Bu dis fırçası eski bardak arkadaslarını düsünüp dururken yeni bardaga ayak uydurmaya, onu tanımayıa fırsat vermeye karar vermis. Yeni bardak; eski bardaga göre fazla büyük ve rahatsızmıs. Ama bizim dis fırçası buna da aldırıs etmeyerek onu sevmis.. çünkü yanlız kalmak istemiyormus. Daha sonraları günlerden bir gün bu dis fırçasının yanına tanımadıgı birkaç dis fırçası daha eklenmis. Eski günlerine özlem duyan dis fırçası yeni gelen dis fırçalarını eskilerle sürekli kıyaslamaya bu yolla onların kalbini kırmaya baslamıs. Bu yeni dıs fırçaları arasından, kırmızı tellere sahip olan fırça, bizim fırçaya yakınlık göstermeye başlamıs. Abii bizim fırçanın duygularına biraz hitap etmeye baslayınca, nereden geldigini unutur olmus. Bu yeni kırmızı telli dis fırçasıyla gerçekten mutlu olabilecegini, ailesini ve eski bardak arkadasını unutabilecegini düsünmüs. Oysa eski ailesinin de kısa bir süre sonra yanına geleceginden haberi yokmus..
Kısa bir süre sonra; bizim kırmızıtelli fırça ile birlikteliklerinden küçük katlanabilir bir fırça dünya getirmisler. Katlanabilir dis fırçası ilk günlerini ailesiyle birlikte geçirdikten sonra sık sık farklı bardakları ve farklı dis macunlarını dener olmus.. hergün tanıstıgı dis fırçalarının ve dis macunlarının hikayelerini dinlemis. Günlerden bir gün yine farklı bir bardakta farklı fırçaların hikayelerini dinlerken birinin kırmızıtelli dis fırçasından bahsettigini duymus ve kulak kabartmıs. Fırça kırmızıtelli dis fırçasının küçüklügünü ve eski bardaklarını anlatıyormus. Bizim katlanabilir dis fırçası dis fırçası ve kırmızı telli dis fırçasının yanına gittiğinde bu olanlardan bahsetmis. Heyecanlanan ve duygulanan kırmızı telli dis fırçası onun babası oldugunu anlayıp aglamıs..BU çocugu onaylamayan “Dis Fırçaları Kurulu” her zaman toplandıkları yer olan banyo dolabının üst rafında toplanmıslar ve katlanabilir dis fırçasının onlarla kalıp kalamayacagı hakkında derin bir tartısmaya girmisler. Bizim dis fırçasının eski ailesinin ileri gelenlerinden, yaşlı bi dis fırçası dısındaki herkes katlanabilirin oradan gitmesi gerektigini savunuyormus. Gitmelerini istemelerinin sebebi onun farklı olmasıymıs. Diger tüm küçük dis fırçalarının aksine bizim ki katlanabiliyor ve gerektiginde açılarak fazla yer kaplamıyormus. Tabii ki yaslı ve bagnaz üyelerden olusan “Dis Fırçaları Kurulu” bunun ne kadar modern ve kullanıslı, hatta dis fırçaları için bir devrim niteliginde oldugunu göremeyecek kadar kördüler. Tek basına katlanabiliri savunan yaslı fırça tüm üyeleri karsısına almak pahasına da olsa, uzun ve etkili bir konusma yapmıs ve sonunda kurul bir karara varmıs. Karara göre; katlanabilir disfırçası bundan sonra kurulun karar verdigi bardaklara gidebilecek ve sadece izin verilen yerlerde açılıp kapanabilecek kisilerin onu kullanmasına izin verecekmis. Kurallara uymadıgı takdirde belirlenen bardaklara girmesine izin verilmeyecek sadece bir bardakta yasayacakmıs. Bizim katlanabilir dis fırçası bu karara ne kadar karsı çıktıysa da dinletememis. Yeni sınırlarla hayatına devam etmeye çalısan fırça bu duruma alısmıs gözüksede günler geçtikçe içten içe kendini yemis bitirmis.. bu arada katlanabilir dis fırçasının kullanımın ne kadar kolay oldugunu anlayan tüketiciler normal dis fırçası yerine katlanabilir dis fırçaları almaya baslamıslar.. bu durumun ve katlanabilir dis fırçalarınının sayısındaki artısı farkeden “dis fırçası kurulu” bizim mahsun boynu bükük katlanabilirin hakkını yediklerine karar verip ona bütün haklarını geri vermisler.. ne var ki bu kararın ardından geçen günlerde bizim katlanabilir çok hastalanmıs, hırpalanmıs.. kurulun verdigi yeni kararı benimseyerek yeni bir hayat kuracak mecali kalmamıs.. bizim katlanabilirin sözüne gelen kurul ise hatalarını telafi etmek için, katlanabiliri kurullarının onur üyesi yapmıslar...


Merve Aykaç & Bugra Sönmez

Tuesday, January 5, 2010

norma jean




sevgili norma jean..
oyuncu,sarkıcı, model güzeller güzeli norma..
onun için demisler ki: "komedideki yetenegi, seksi cazibesi ve ekrandaki görünüsü 1950'lerde ve 1960'lı yılların basında en popüler film yıldızlarından biri olmasını sagladı.."
seksi marilyn'in sexualty deki basarısı onu günümüz ikonlarından biri haline getirdi. ama içinde ki norma jean alır beni daha çok o fotograflara bakarken..
uyku hapı ile öldürüdügünde kendini(!) 3 kere evlenmis, 2 kere çogalma sansını yitirmis, defalarca cinsel tacize ugramıs, populerligin getirdikleri ile basa çıkamamıstı..
kendini belki yeni kesfettiği o kontrat degisiklikleir arasındaki zamanlarında 3. kocasını aldatması bende neden bilmem kendini ve istediklerini yeni bulmus henüz o küçükken hayal ettigi "seyin" ona verdigi artı ve eksileri yeni kesfetmisti.. zirvedeydi. yeni sekillendirmelere güç bulamadı.. oralarda bi yerlerde hala güzelsin norma. luv<3

alıntıladım:
1
"herkes onu seks abidesi olarak gorur. ama bir insani tanimak icin ellerine bakmak lazim. elleri anlatir kisiligini.
onun elleri cocuk elleri kadar kucuk, cocuk elleri kadar lekesiz, cocuk elleri kadar kucuk parmakli ve tirnaklari da cocuk tirnaklari gibi kisacikti. onu sakin pamela anderson benzerleri ile karistirmayin. o seksi ilahe degildi. o muhtesem bir kadindi, tam bir kadindi yani. eksigi yoktu sadece. butun kusuru buydu."
2
"kesinlikle çok zekiydi, sadece zeki görünmek gibi bir derdi yoktu. aptal sarışın imajı için, "doğrusunu söylemek gerekirse, ben kimseyi kandırmadım. sadece insanların kendilerini kandırmalarına izin verdim. gerçekte kim olduğumu öğrenmek zahmetine katlanmadılar. tam tersi benim için bir karakter yarattılar. ben de onlarla tartışmadım. belli ki benim gerçekte olmadığım birini seviyorlardı. fakat bir gün bu gerçek ortaya çıkınca beni onları yanıltmakla, hatta kandırmakla suçlayacaklar" demişti.
..
hayatının son yıllarında kariyeri bitmek üzereydi, sürekli içiyor, hap alıyordu. setlere geç geliyor, filmlerden kovuluyor, yeni roller alması giderek zorlaşıyordu. 36 yaşında, yatağında çırılçıplak uzanmış, bir elinde telefon, ölü bulundu."

ps: norma 1926'dan 1962 ye kadar yasamıs..
film.
The Seven Year Itch
Let's Make Love

nina simone..




sevgili nina ile tanısmam uzun zaman önce olmustu.. geçenlerde onu tekrar dinledim. o muhtesem sarkısı "feeling good" beni benden alırken kendisinin 1960'lı yıllarda simone ırkçılıga karsı en çok direnen sanatçılardan biri oldugunu ve vietnam savası sırasında ırkçılık ve savas karsıtlıgını göstermek amacıyla önce vergi vermedigi için tutuklandıgını daha sonra abd'yi terk ederek avrupa yasadıgını ögrendim. her sarkısının bir kösesinde hep bir umut var bu süperstarın..
Leonard Cohen, The Beatles, Bob Dylan tarafından seslendirilen efsanevi sarkıları ile nina simone 2003'te uykusunda ölmüs.. onun her sarkısını dinlerken söyle bir gözlerinizi kapayın muhtesem bir film sahnesindeymis gibi hissettiriyor size. bir deneyin.. bir çok basarısı olan bu "amazing" sesli kadın dinlenmeye sonsuz degerlerden. iste onu tanımak için bir playlist.

http://listen.grooveshark.com/#/playlist/Nina/22473494